09 Şubat 2010 Salı

Hoca Değilmişsin Hiddink !



Şimdi oyundan çıkıp bana bu postu yazdıran adam Ahmet Çakar'dır. Her ne kadar konuştuğu futbola bakmayıp yaptığı gırgır ile ilgilenen ve anlattığı anılara gülen, hafif bir sempatizanıydım 5 dakikaya kadar. Ama beni çıldırttı şu sözleriyle; Dünya'nın marka teknik direktörleriden Hiddink, Türkiye'ye gelecek diye bu adam bitmiştir Türkiye'de ne işi vardır. Ha bir de hocamız adamın kilosuna, gıdığına, burnuna takmış. Hiddink kimdir? Hiddink bitmiş bir adamdır diyen bir spor yorumcumuz ve spor yazarı adamımız var artık. Güney Kore, Avusturalya ve Rusya ben Hiddink bunlar ile tanıdım ha bir de PSV var. Başarılarını anlatmakya gerek yok. Madem ki sen Hiddink'e hoca mısın sen diyorsun, ben de sana "sen yorumcu musun" diyorum Ey Ahmet Çakar !!

07 Şubat 2010 Pazar

Yanıyor musunuz Beyler ?


Dünkü Everton derbisinden bir kare ve mücadelenin ne denli ateşli geçtiğinin kanıtı olsa gerek !

06 Şubat 2010 Cumartesi

Zor Zamanlar

Kayserispor deplasmanlarının 3 büyükler için zor olduğu bir gerçek. Galatasaray bugüne kadar iyi oynayıp da bugün berabere kalsaydı eğer, çok büyük olay olmazdı. Ancak 2. devreye kötü başlamanın ve Nonda'nın gönderilmesi, ara transferde deyim yerindeyse "şampiyon" olmak ve o oyuncuların takıma ne katacağı bütün kamuoyunun dikkatini takımın üzerine yöneltti.
Arda orta alanda değil de forvette oynayınca, Galatasaray'ın hucümları güçsüz ve zevksiz oluyor. Bugün de öyle oldu. 3 sezondur Kayseri'de berabere kalan takım bugün de berabere kaldı. Aslında çok beklenen bir şey değildi galibiyet, en azından benim açımdan. Çünkü diğer takımlarında Kayseri deplasmanında puan kaybetmesi oldukça yüksek bir ihtimal. Kötü oynadı diye takımı da eleştirmek istemiyorum. Ben ilerde iyi olmanın gerekliliği olan o kıvılcımı gördüm. Gerekli olan ruh takımda vardı diyebilirim. Emre o golü atsaydı eminim, Galatasaray pozisyon vermeden maçı kazandı diye takım övülecekti. Bu maç olmadı, haftaya da bay. Umarım, İnşallah Galatasaray Avrupa maçı ve Beşiktaş maçıyla özlenen güzel futbolunu sahaya yansıtacaktır. Rijkaard'ın basın toplantısındaki sinirinden de bir Kıvılcım bekliyorum açıkçası. Ayrıca Lucas Neill ve Emre Güngör bu maçta güven de vermiştir. Özellikle Makukula'yı oynatmayarak.

9


Galatasaray'ın şu anda en çok ihtiyaç duyduğu mevkinin numarasıdır 9. Sakat Baros, gönderilen Nonda ve oynadığı 3. maçta biçilen Jo. Belki bu 3 isim yok ama yerlerine 2 tane kanat oyuncusundan forvete yatkın olan Keita ya da Dos Santos'u oynatabilir. Disiplinli bir hoca olan Frank'ın Keita'yı bu maçta ilk 11'de çıkartacağını sanmıyorum. Ama Dos Santos'un da forvette pek etkin olacağını düşünemiyorum. Bu akşam ileride kim oynayacak çok merak ediyorum, özellikle zor bir Kayseri deplasmanına Galatasaray forvetsiz çıkıyor diyebiliriz. Ha gecenin bu saatinde Galatasaray'ın forvetleri neden beni bu kadar gerdi anlamadım doğrusu :). Ama insan yine de zirve rakibinin durumunu merak ediyor.

05 Şubat 2010 Cuma

8 Milyonluk Patlama


Beşiktaş aynı Beşiktaş! Yine izleyenleri kanser eden, yürekleri hop hop ettiren bir Beşiktaş vardı bu gece de. Gol gelene kadar adeta Antalyaspor maçının kopyasını izledik. Ne kontrol Beşiktaş'ta idi ne de Gençlerbirliği'nde. Pozisyon vermeyen ama yine kanatlarda uyuyan adamlar yüzünden, şahsi ataklar dışında atak yapamayan Beşiktaş'tı. Golden sonra yine Antalyaspor gibi gol yedikten sonra atak yapmaya, baskılı oynamaya başladı Gençlerbirliği.

Ve sonunda Hurşut'un golüyle uyanan Mustafa Denizli ya da Tayfur'dan oyuncu değişiklikleri geldi. Dediğim gibi uyuyan, kanatlarda hayatlarından bezmiş 2 oyuncuyu çıkardı ve yerlerine Yusuf ile Holosko girdi. Bu iki değişiklik Tabata'nın uğraşları %100 arttı ya da uğraşlarının sonuçlarını bu iki kanat oyuncusu oyuna girince görmüş olduk. Holosko'nun kanattan defansın arkasında bindirmeleri, Yusuf'un Tabata ile girdikleri pas trafikleri bize 2 gol getirdi. Tabata sanki bu gece dümene geçmiş gibiydi. Tabii ki bu gece oynadı diye bundan sonra yine harika oynayacak ve 10 numaramız olacak diye bir iddada bulunmak yanlış olabilir. Fakat bu oyununu golle süslemesi de O'nun için harika oldu.

Tabi maç eşitken yerden kalkamadı adamcağız !


Bu gece 4 golle galip geldik, ama herkes biliyor ki haftaya yine Tello oynayacak yine Nihat oynayacak! Oyununu sevdiğim, eskiden hırslı gözüken Tello'ya bi'şeyler olmuş. Delgado'nun artık gideceği neredeyse belli olmuşken O'nun moralinin ve performansının daha yükseleceğini beklerken bu gece epey bi' hayal kırıklığına uğradım.

Sona gelirsek Beşiktaş bu sene ilk defa ligde 4 gol atmış oldu. Sivok'un harika ayak içi vuruşu ve golü, Tabata'nın o en sonunda patlamayı yapması, Ernst ve Fink'in yine görünmeyen kahramanlar olması. Bu gece Beşiktaşlılar için çok güzel bir gece oldu. Tribünlerde beklenen protesto olmadı sanırım en azından televizyondan göremedik bunu.

Haftaya Cumartesi günü Gaziantep'in konuğu olacağız.

Ernst vs. Fink


Eskilerden bir kare.

04 Şubat 2010 Perşembe

Gençlerbirliği Maç Öncesi

Kongre sonrası Beşiktaş ilk maçına çıkıyor. Beşiktaş’ta durumlar karışık gerek tribünler de gerek ise takımda. Mustafa Denizli takımın başında olamayacak böbrek bölgesinde bulunan damarlardan geçirdiği ameliyat sonrası. Tribünlerin belli bir kısmı da 15. dakikada stadyumdan ayrılması bekleniyor. İnönü’de yine enteresan gecelerden birini yaşayabiliriz…


Gençlerbirliği’nin şu ana kadar Beşiktaş’a karşı 5 galibiyeti bulunuyor. En son galibiyeti ise 2000-2001 sezonunda aldılar. Beşiktaş’ın 18 maçta 35, Gençlerbirliği’nin ise 19 maçta 30 puanı bulunuyor. Tabii ki de Beşiktaş’ın rakibi olduğu için geçen haftayı boş geçti Gençler. Beşiktaş’ta tek eksik Hakan Arıkan, artık Delgado’yu ben eksikler arasında saymıyorum!


Kısacası yarın mağlup duruma düşersek, Yıldırım Demiören’e tepkiler çıksa da artık bunlar hiç bir işe yaramayacak. Biz sadece sahada oynamaya çalıştığımız futbola bakmamız lazım.


Maç yarın saat 8'de.

Kavga Çıkar !


Tabii ki espirisine yazdım o başlığı. Yukarıdaki isim Evra tarafından bir çocuğa benzetilen Alex Ferguson. Ağır bir eleştiri ya da iğneleme yok. Tamamen ikilinin arasının iyi olması ve baba oğul gibi olmalarından dolayı çocuğa benzetmiş Alex'i. Evra 68 yaşındaki bir adamın bu kadar senenin yorgunluğuna rağmen bu kadar hareketli -gol sevinçlerindeki zıplamalarına gönderme yapıyor- olmasına şaşırıyormuş. 70 yaşındaki bir adam televizyon izler, kitap okurken Alex'in hareketli bir dünya da olmasına hayran kalmış bizim 17 kardeşi olan Evra! Ha bir de eklemiş; Alex son nefesine kadar Manchester'ın başında kalır. Resim komik olmuş ama :) .

Hakemleri Sever miyiz? Severiz severiz ..


B.S

03 Şubat 2010 Çarşamba

ATEŞ Yükseldi!

Oyun başladığında, Galatasaray golü atana kadar maçı Cim-bom'un rahat kazanacağını düşünüyorduk aslında. Ama o müthiş golden sonra ne olduysa oldu, önce Jo sakatlandı. Ardından Antalya uzun süre kısa paslarla topu Galatasaray'a göstermedi ve ardından 3 uzun boyulu stoperin zaafından yararlanarak Djiehoua topu ağlara gönderdi. Açıkçası Antalya maçta, sarı-kırmızılılardan çok daha fazla mücadele etti. Maçı sonuna kadar haketti diyebiliriz. Tabii bunda Jo'nun sakatlanmasının ardından dağılan bütün dengeler de etkili oldu. Çünkü Jo'nun sakatlanması Rijkaard'ın en son istediği şeydi gerçekten. O oyundan çıktıktan sonra, sık sık bütün oyuncuların yerleri değişti ve oyun içindeki istikrar kayboldu.
Ancak, Galatasaray'ı eleştirmenin dışında Antalya'yı ve Mehmet Özdilek'i de göklere çıkarmamak olmaz. Neredeyse 3 forvet oynayan bir Antalyaspor vardı sahada. Orta saha ve savunma sert oynadı, sürekli baskı ve pres halindeydi. Bunda Özdilek'in hafta içi Cim-bom'u çok iyi analiz ettiği ve Antalya'yı çok iyi çalıştırdığını söyleyebiliriz. Umarız Antalya'nın ligde de bu iyi futbolu ve istikrarı devam eder.
Onun dışında Jo'nun sakatlığı da umarız ciddi değildir. Galatasaray da kısa sürede istikrar sağlar ve düzelir.

4 Gün Kaldı Kuralara ...



Bu gün tarih 3 Şubat bu güne 4 gün daha ekle eline 7 Şubat geçer! Ne mi var 7 Şubat'ta? EURO 2012 için eleme gruplarının kuraları çekilecek. Eminim şu kuraya girecek bütün takımların başında hocaları vardır. Fakat bir tek biz farklıyız, garibiz. Takımın ne hocası var ne de bunun için bir sinyal var. En son çıkan Hiddink haberleri de yalanlandı. Çok enteresan ve komik durumdayız değil mi? Şahsen ben halimize gülüyorum, koskoca Türkiye'nin, 2. torbada olan bir takımının hocası olmamasına. 7 Şubat'a kadar umarım gelir de en azından ismi orada yer almış olur. Benim gönlümdeki isim Fatih Terim gittiğinden beri Guus Hiddink. O'nun da gelmesi zor gözüküyor. En iyisi biz gelelim torbalara.

Pot 1: Spain (holders), Germany, Netherlands, Italy, England, Croatia, Portugal, France, Russia
Pot 2:
Greece, Czech Republic, Sweden, Switzerland, Serbia, Turkey, Denmark, Slovakia, Romania
Pot 3:
Israel, Bulgaria, Finland, Norway, Republic of Ireland, Scotland, Northern Ireland, Austria, Bosnia-Herzegovina
Pot 4:
Slovenia, Latvia, Hungary, Lithuania, Belarus, Belgium, Wales, FYR Macedonia, Cyprus
Pot 5:
Montenegro, Albania, Estonia, Georgia, Moldova, Iceland, Armenia, Kazakhstan, Liechtenstein
Pot 6:
Azerbaijan, Luxembourg, Malta, Faroe Islands, Andorra, San Marino

Grupların ilk maçları 3/4 Eylül'de oynanacak. Biz yine 3. torbadan gelen takımla kapışırız ve son maça kadar diken üstünde tutarlar bizi. Geleneği sürdürürsek bu turnuvaya katılmamız gerekiyor!
Related Posts with Thumbnails